“Gübre fiyatları ne olacak? Bu maliyetlerin altından nasıl kalkacağız?” Tarımla, toprakla uğraşan herkesin sabah akşam konuştuğu o malum dert bu. Ancak sorunu hep gübrenin çuval fiyatında, yani etikette arıyoruz. Oysa asıl israf; o çuvalı tarlaya nasıl döktüğümüzde saklı.
Yıllardır süregelen, dededen kalma bir alışkanlığımız var: Traktörün arkasına gübreyi veya ilacı yükler, tarlanın bir başından girip diğer başından çıkana kadar her metrekareye göz kararı, körlemesine saçarız.
Peki hiç düşündünüz mü; o gübreyi eşit şekilde saçtığımız toprağın her köşesi gerçekten o yemeğe aynı oranda aç mı?
Tarlanın Röntgenini Çekmek
Bir hastanede olduğunuzu düşünün. Odadaki 10 kişinin 5’i hasta, 5’i tamamen sağlıklı. Doktorun odaya girip hiçbir tahlil yapmadan 10 kişiye birden aynı ağır antibiyotiği içirdiğini hayal edin. Sağlıklı olanları da zehirlemez mi?
İşte klasik tarımda tarlaya yaptığımız şey tam olarak budur. Tarlanın sağ köşesindeki toprak azot yönünden zenginken (yani tokken), sol köşesi açlıktan kıvranıyor olabilir. Tok olan yere fazladan attığımız o gübre hem ekinleri yakıyor, hem yeraltı sularımızı zehirliyor hem de milyarlarca liramızın toprağa akıp gitmesine neden oluyor.
İşte tam bu noktada devreye dünyada tarımın oyun kurallarını değiştiren o sihirli kelime giriyor: Hassas Tarım (Nokta Atışı Tarım).
Gökyüzündeki Ziraat Mühendisleri
Artık uydu görüntüleri ve algılayıcı sensörlü dronlar sayesinde tarlanın gökyüzünden adeta "MR'ı (röntgeni)" çekiliyor. Hangi metrekare rutubetli, hangi köşe kurak, tarlanın neresi gübreye aç, neresi tok... Bütün bu detaylar bir "Sağlık Haritası" (reçete) olarak çıkarılıp saniyeler içinde çiftçinin cep telefonuna gönderiliyor.
Sonrası bilgisayar oyunlarına taş çıkartacak cinsten... Çiftçimiz bu reçeteyi "akıllı traktörünün" ekranına yüklüyor. Traktör tarlada ilerlerken tahlil haritasına bakıyor: Gübreye aç olan, gelişmemiş kısımdan geçerken vanayı sonuna kadar açıp gübreyi döküyor. Gübreye ihtiyacı olmayan, tok toprağın üzerinden geçerken ise vanayı kısıyor veya tamamen kapatıyor! Yani tarlaya körlemesine değil, gerçek anlamda "nokta atışı" müdahale yapılıyor.
İsraf Bitiyor, Cüzdan Nefes Alıyor
"Bizim tarlada böyle fantastik işler olmaz" demeyin. Bu sistemi kullanan üreticiler, sadece ihtiyacı olan yere gübre atarak toplam gübre masrafından %30 ila %40 arasında tasarruf ediyor. Hem cebinden on binlerce lira daha az para çıkıyor, hem de tarlanın her yeri eşit oranda beslendiği için mahsul rekoltesi (verim) inanılmaz derecede artıyor.
Eskiden "İyi çiftçi tarlasını çok sulayan, çok gübreleyendir" derdik. O devir artık kapandı. Yeni dünyanın iyi çiftçisi; teknolojiyi kullanarak tarlasına ne eksik ne fazla, sadece ihtiyacı kadarını veren çiftçidir.
Teknolojiyi lüks bir "oyuncak" olarak görmekten vazgeçip, maliyetlerimizi düşürecek en büyük "kurtarıcımız" olarak görmenin vakti geldi. Aksi takdirde, körlemesine attığımız o gübrelerle sadece toprağı değil, geleceğimizi de yakmaya devam edeceğiz.
Prof. Dr. Alihan ÇOKKIZGIN / acokkizgin@gantep.edu.tr / Gaziantep Üniversitesi